TÜRK PARASI KIYMETİNİ KORUMA HAKKINDA 32 SAYILI KARAR’DA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KARAR RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANDI

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’da Değişiklik Yapılmasına Dair Karar 13.09.2018 Tarihli ve 30534 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. İlgili kararın yayımlanmasıyla birlikte 7/8/1989 tarihli ve 32 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Karar’ın 4. maddesine: “Türkiye’de yerleşik kişilerin, Bakanlıkça belirlenen haller dışında, kendi aralarındaki; menkul ve gayrimenkul alım satım taşıt ve finansal kiralama dâhil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri Döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz.” hükmü eklenmiş olup madde metninden de anlaşılacağı üzere Türkiye’deki yerleşik kişilerin, Bakanlıkça belirlenen haller dışında, bazı sözleşmelerde yer alan sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları yasaklanmıştır. Bu bağlamda söz konusu değişikliğin, oldukça yaygın uygulaması bulunan sözleşme tiplerini kapsaması ve müvekkillerimizin birçoğunu yakından ilgilendirecek olması sebebiyle yeni hükmün sözleşme ilişkilerine olan etkilerine dair ayrıntılı açıklamaları içeren bu bilgi notu hazırlanmıştır.

Kimler için geçerlidir?

Karar metninden söz konusu düzenlemenin “Türkiye’de yerleşik kişilerin” kendi aralarındaki sözleşmelere uygulanacağı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan sözleşme taraflarının gerçek veya tüzel kişi olması veya Türk vatandaşı ya da yabancı olması fark etmeksizin Türkiye’de yerleşik olması esas alınmıştır. Dolayısıyla söz konusu karar Türkiye’de yerleşik yabancılar bakımından da uygulama alanı bulacaktır.

Hangi sözleşmeleri kapsamına almaktadır?

Madde metninden anlaşılacağı üzere kararla getirilen kısıtlama;

  • Menkul ve gayrimenkul alım satım
  • Taşıt ve finansal kiralama dâhil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama
  • Leasing (finansal kiralama)
  • İş, hizmet ve eser sözleşmelerini

kapsamına almaktadır.

Söz konusu sözleşmeler bakımından ortak asli edim yükümlülüğü sözleşme bedeli olup sözleşme bedelinin döviz ve dövize endeksli olarak kararlaştırılması 13.09.2018 tarihi itibariyle Türkiye’de yerleşik kişiler arasında mümkün olmadığı gibi teminat, depozito, cezai şart vb. gibi diğer ödeme yükümlülükleri de bu yasağa tabi olacaktır.

Öte yandan maddede açık olarak istisnalara yer verilmemekle birlikte, anılan sözleşme tiplerine tam olarak uymayan ancak asli edim yükümlülükleri bakımından büyük ölçüde benzerlik arz eden kira karşılığı hizmet yahut arsa payı karşılığı inşaat gibi karma nitelikteki sözleşmelerin söz konusu yasak kapsamına girmeyeceği düşünülmektedir. Zira sözleşme bedelinin belirlenmesindeki serbestiye getirilen kısıtlama niteliğindeki bu hükmün, hukukun ‘istisnalar dar yorumlanır’ şeklindeki genel ilkesi çerçevesinde dar yorumlanması gerektiği kanaatindeyiz. Ancak söz konusu karar kapsamda istisna getirme yetkisi Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda olup yakın zamanda bu konuda bir genelge yayımlanması beklenmektedir.

Karardan sonra akdedilecek sözleşmeler bakımından uygulama nasıl olmalıdır?

13.09.2018 tarihinden itibaren söz konusu kapsamdaki sözleşmeler bakımından sözleşme bedellerinin ve sözleşmeden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin Türk Lirası olarak belirlenmesi gerekmedir. Söz konusu düzenleme emredici hukuk normu niteliğinde olup kamu düzenine ilişkin bir düzenlemeyi içermektedir. Borçlar Kanunu’nun emredici hukuk kurallarına aykırılık halinde öngördüğü yaptırım kesin hükümsüzlük olup hukuk düzenince tanınmamakta ve edimlerin ifası sözleşmeyi geçerli hale getirmemektedir. Ayrıca bu yükümlülüğe aykırı hareket edenler hakkında 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’un 3. maddesi uyarınca 3.000,00 TL’den 25.000 TL’ye kadar idari para cezası kesilebilecektir.

Karardan önce akdedilen sözleşmeler bakımından kararın etkisi nasıl olacaktır?

Daha önce akdedilmiş olan ve şu aşamada hala yürürlükte olan sözleşmelerdeki döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedellerin ve teminat, depozito, cezai şart gibi diğer yan ödeme yükümlülüklerinin 13.09.2018 tarihinden itibaren 30 gün içinde Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesi öngörülmektedir.

Sözleşme bedelinin yeniden belirlenme aşamasında tarafların mutabık kalmaması durumunda ise Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesi uyarınca ‘uyarlama davası’ gündeme gelecek ve taraflardan biri, sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun meydana geldiğini ve sözleşme konusu edimin ifasının aşırı ölçüde zorlaştığını belirterek sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını hâkimden isteyebilecektir.

Uyarlama davası açılmasının mümkün olmadığı hallerde ise taraflar, sözleşmede dönme hakkını kullanarak sözleşmeyi geçmişe etkili bir şekilde; veya da fesih hakkını kullanarak sözleşmeyi ileriye dönük olarak sonlandırabileceklerdir. Sözleşmeden dönme üzerine borç ilişkisi geçmişe etkili olarak ortadan kalktığı için, ceza koşulu da baştan itibaren ortadan kalkmış olacaktır. Sürekli edimli sözleşmelerde ise dönme yerine fesih hakkı kullanılabileceğinden ve fesih de ileriye etkili olarak sonuç doğuracağından dolayı fesih beyanından önceki tarihe ait bir borç ihlali için cezai şart geçerliliğini koruyacak; henüz vadesi gelmemiş sürekli edimlere ilişkin ise geçerliliğini yitirecektir.

Taraflarca uzlaşma sağlanamaz, uyarlama davası açılmaz ve dönme/fesih hakkı da kullanılmaz ise sözleşme TBK madde 27 kapsamında kamu düzenine ve kanunun emredici hükümlerine aykırı olacağından kesin olarak hükümsüz hale gelecektir. Bu durumda sözleşmede kararlaştırılan asıl borç geçersiz hale geleceğinden sözleşmedeki asli edime bağlanan cezai şart hükmü de geçersiz sayılacaktır.